Hoş geldiniz 26.09.2021

Tunç Soyer : 4 YIL SONRA KÖRFEZDE YÜZECEĞİM

Tunç Soyer : 4 YIL SONRA KÖRFEZDE YÜZECEĞİM
Bir yerel gazeteye  konuk olan Tunç Soyer ilginç ve çarpıcı demeçler verdi. İzmir’in sorunlarının masaya yatırıldığı programda İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in çarpıcı sözleri ve sorular haberimizde.

İzmir’de Salgın Ne Durumda

Salgınla ilgili soruya Tunç Soyer şu cevabı verdi :

İzmir aslında başarılı bir sınav verdi pandemide. En çok vaka olan 2. Kenttik, sonra yavaş yavaş gerilettik bunu. İlk 10’un içinden çıktık. Hem İzmirliler hassasiyet gösterdi hem de biz büyükşehir belediyesi olarak. Örneğin 6 milyon 750 bin maske dağıttık. Maskematiklerle dağıttık. Ortamların dezenfeksiyonu, maske kullanımının yaygınlaşması. Fakat belki de insanlar yoruldu. Yazın gelmesiyle birlikte birden rehavete dönüştü. Şimdi 2. bir dalga büyük endişe yaratıyor. Tabi ekonomik tahribat da önemli. 2. bir dalganın yaratacağı tahribat daha da kötü olur. Hastanelerde bir patlama, yoğunluk yok. Ama kaygı verici bir gidişat. Her yer cıvıl cıvıl.

2. Dalga gelirse ne olur diyen bir soru için Tunç Soyer şu cevabı verdi;

Turuncu çember adlı bir uygulamamız var. Bir hijyen kurulu oluşturduk. Kriterleri yerine getiren işletmelere veriyoruz. Bu sağlık kurallarına uygun işletmeler olduğunu kanıtlıyor. Pandemi sonrasında, yeni normalleşmede öne çıkan şey sağlık kriterlerine uygunluk, güvenilirlik.

Gökkuşağı tartışmaları için Tunç Soyer şunları söyledi;

Birkaç açıdan değerlendirmek lazım. Birincisi siyasetin dili o kadar sığlaştı ve çirkinleşti ki vizyon ve performans üzerinden yapılması gereken siyasi tartışma paçadan çekiştiren, bel altı saldıran bir dile ulaştı maalesef. Montaj yaparak bir videoyu veya renkler üzerinden bir kavga çıkarmaya çalışmak, arkasında subliminal mesajlar aramak aklı başında toplumlarda karşılaşmadığımız şeyler. Süt kutusunun üstündeki gökkuşağıyla subliminal mesaj veriyorsunuz diyebilmek için nasıl bir ruh hali taşıyor olmak lazım. Çok şaşırtıcı. Anlamadım önce, şaka sandım. Sonra anlaşıldı ki ciddi ciddi. Birincisi siyasetin dili çok seviyesiz, çok çirkin. İnsanın umutlarını kırıcı. Bu toprağın insanları bunu hak etmiyor. ‘Hayır bu renkler şöyle değil aslında’ demeye kalksam, aynı seviyede ben de siyaset yapacağım. Hiçbirimiz bunu hak etmiyoruz.

Göç alan şehiriz….

İzmir öncü bir kent. İlk futbol takımından ilk matbaaya, ilk tiyatrodan ilk gazeteye, ilk ekonomik kongreye… Belki de liman kenti olması nedeniyle İzmir’i hep bir kalbe benzetirim. Doğudan batıya, batıdan doğuya kan pompalamasını sağlamak bizim de görevimiz. İzmir takip ediliyor, merak ediliyor. Daha dün rakamlar geldi elime. Türkiye’de en çok göç edilen kent İzmir. Beyaz yakalı göçü fazla. İzmir’e gelişlerin en önemli sebebi demokrasi arayışı. İzmir demokrasinin kalesidir. Demokrasi bir arada yaşamak demektir. O nedenle zaten insanlar Türkiye’nin her yerinden İzmir’e geliyor. İzmir’in doğasından çok daha doğal güzelliği olan yerler var. Farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edildiği bir coğrafyaya susamış insanlar. O nedenle en çok göç edilmek istenen kenti İzmir. Ötekileştirilmeyeceği, dışlanmayacağı bir yere gelmek istiyor insanlar

 



Kentsel Dönüşüm sorusu olacak mı sorusu için şu cevap verildi :
5 ayrı bölgede kentsel dönüşümü başlatıyoruz. Bizim dönüşüm anlayışımız sadece bina yenileme değil. Bizim anlayışımız, komşunla birlikte hayatını değiştireceğiz. Yaşadığın yerde yaşamaya devam edeceksin. Yerinde dönüşüm. İlki Ege Mahallesi. Roman vatandaşların yaşadığı bir mahalle.

Orada kalacaklar değil mi Romanlar? Çünkü İstanbul’da bir Sulukule vakası yaşandı biliyorsunuz… sorusu üzerine şu cevap verdi :
Kalacaklar tabii… Ege Mahallesi’ndeki Roman vatandaşların kentsel dönüşümü için projeyi hazırladık, tapularının mutabakatını aldık. İhaleyi alacak müteahhitlerle vatandaşın buluşmasını sağlayacağız. Kurallarını biz ortaya koyuyoruz. Her iki tarafın da bu kurallara uymasını sağlıyoruz. Gaziemir-Aktepe, Gültepe, Bayraklı, Örnekköy hızla dönüşüm yapılacak. Toplamda 5 bin konut hızla dönüşecek. Bir yandan da büyük ulaşım projeleri… 13.5 km’lik Buca Metrosu tam arka sıradakilerle ön sıradakileri buluşturan bir aksta. 1 milyar 70 milyon Euro’luk bütçesi var. İzmir tarihinin en büyük bütçeli projesi. Uluslararası ihalesinin ön çağrısına çıktık. Ocak ayında dünya bankasıyla görüşmeye gittim. Fitch’in yaptığı son değerlendirmede kredi notumuzu 3A olarak teyit etti. Buca Metrosu için Dünya Bankası’ndan kredi alacağız. Alacağımız miktar müzakere ediliyor şu an. Tamamını oradan almayacağız. Fransız kalkınma ajansı var, daha başka doğudan da finans kuruluşları var, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de öz kaynakları var tabii ki. Karşıyaka’yı Çiğli’ye bağlayan hafif raylı sistemi de 2 yıl içinde devreye almış olacağız. Narlıdere Metrosu’nu da 2022’de hizmete alacağız. Ama ‘en çok ne yaptınız’ derseniz, en çok umudu büyüttük.

Turizmde nasıl bir kalkınma hedefiniz var? Sorusu üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu :

İzmir’de o kadar çok turizm potansiyeli taşıyan yer var ki, Efes, Kadifekale, Havralar, Bergama, şarap bağları, gastronomisi, höyükleri… Fakat bunların aralarındaki bağ kurulmamış bugüne kadar. Hepsini birlikte görebileceğimiz toplu bir fotoğraf çekip Visit İzmir adıyla ortaya çıkarıyoruz. Böylece İzmir’e bakıldığı anda tablonun tamamı görülebilecek. Dünyanın en eski açıkhava alışveriş merkezi Kemeraltı. Bir kenti tek başına turizmde taşıyabilir. İkincisi flamingolar. Gediz deltasında. Asıl hayalim, İzmir’in bütün bu olağanüstü zenginliğin bir dünya kenti olarak dünyaya duyurmak. Giderek içine kapanan bir şehir. Ama bu hikaye son 20 yılın meselesi değil. Şimdi bunu düzeltmek mümkün. Bir kere bunun altyapısının hazırlanması gerekiyor. Körfeze pis su akmaması gerekiyor. Kanalizasyonu olmayan köy kalmaması gerekiyor. Kaldırımların engelli erişimine uygun olması gerekiyor. Ama bir o kadar önemlisi de o kentte yaşayanların bu zenginliğin farkına varması. İzmirlilik kültürü… Biz hala İzmir’de güne boyozla başlıyoruz. Boyoz nedir? 1452’de Seferad Yahudilerinin İspanya’dan taşıdığı bir yiyecek. Bakın biz hala onunla güne başlıyoruz. Bu hikayeyi anlattığınız zaman, turizmde de sanayide de başka bir sayfayı açmaya başlıyorsunuz. O zaman yaşam kalitesini de yükseltiyorsunuz.

‘4 YIL SONRA KÖRFEZDE YÜZECEĞİM’

Bu dönemin sonunda, 4 yıl sonra nasıl bir İzmir olacak?  Sorusu üzerine gelen cevap çok ilginçti…
Ben Körfez’de yüzüyor olacağım. Körfezi kirletmemeyi başarırsak doğanın kendi gücü sirkülasyonla temizliyor zaten. Kirletmemek için büyük bir yatırım gerekiyor onu da yapacağız. Bir yandan atıksu ve yağmur su kanallarının ayrıştırılması, 374 km. kanal yenilemesi ihalesine çıktık. Diğer büyük dereler var körfeze akan. Bunları temizleme çalışması yapıyoruz. Mesela bir Manda Çayı var; 6.5 metre çamur birikmiş, temizliyoruz. Gediz Deltası var tabii geçtiği her yerden sanayi atıklarıyla gelip İzmir’i kirletiyor. Gediz’in temizlenmesiyle ilgili dev bir projemiz var. İkincisi de bütün dünya İzmir’e gıpta edecek, İzmir’e gelmek isteyecek. Bunun için uluslararası organizasyonlara talip olduk. Dünyayı İzmir’e davet edeceğiz.



‘BİR DÖNEM DAHA İSTİYORUM AMA EN FAZLA 2 DÖNEM’

Bu 4 yılın sonunda yeniden aday olacak mısınız? Sorusu üzerine Tunç Soyer Şu cevabı verdi :

Belediye başkanlığının 2 dönemle sınırlı olması gerektiğini düşünüyorum. 2 dönemden sonra mesleki körleşme, daralma, alışkanlıklar edinme, başkalarının önünü kesme oluyor.Çok doğru… Bu bir meslek değil, nöbet. Bu nöbet en fazla 2 dönem olmalı. Şimdiden söyleyeyim, 2 dönem yapmak isterim ama bunun son dönem olduğunu bilerek. En fazla 2 dönem olmalı. 2 dönem sonunda şunu benden duymayacaksınız: Aslında yapmam gereken başka şeyler de var, bir dönem daha lazım demeyeceğim asla.

Kaynak : https://www.haberturk.com/tunc-soyer-izmir-su-anda-en-cok-goc-alan-sehir-2767575
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ